Kalemim Kaybolmamış

İnsan bi kalemin ardından üzülür mü?..Ben üzülürüm işte..Takıntılı bi adamım, Hasta Ruh Alpay Erdem'de kendimi bulmam da bu sebepten olsa gerek.
Önce kalemimle tanışmamıza gelelim; öss zamanlarıydı...Kalemi elimizde çeviriyorduk. Test soruları üzerinde harcadığımız zamanlar da artınca kalem çevirmek kaçınılmazdı.

Ama o güne kadar aşkımı hep farklı kalemlerle yaşamıştım, genelde herkes gibi rotringlerden gidiyordum. Rotring'in bugün conconlar için kullanacağımızı bilmediğimiz bir kelime olan, o zamanlar sadece rotring modeli olarak bildiğimiz "tikky"si ile yaşardık aşkımızı. Zaten genelde de çakmasını kullanıyomuşuz da haberimiz de yokmuş (utanmaz kırtasiyeciler!). Öss zamanları kalem çevirme sırasında kalem oldukça hafif geliyor elimden uçuyordu. Ağır kalem arayışı ile kırtasiyeye adım attım; öyle herkesin kullandığından da kullanmam ha.

Şu üstteki resimdeki klasikleşen faber castell ile işim olmaz direk es geçtim. Rotring tikky zaten sıradan. İşte o an o zalım ışıltısı, o karabahtım gözüme çarptı. Ordaydı Faber-Castell'in yeşil ince ama ağır kalemi ordaydı. O zamanlar 10 TL idi (Şimdi 12 oldu) pahalı gelmişti ama evet bu olmalı deyip aldım kalemi. O kalemle öss atlattım ben manevi de bi anlam yüklenmişti artık.

Aramızdaki aşk da her geçen gün büyüyordu. Üniversitede dönem arası tatile gittik; dönüşümde ne göreyim.. Kalemim olduğu yerde yoktu.. Yıkılmıştım olamazdı ama olmuştu. Okuduğum şehir Kırıkkale'de de nasıl oluyorsa bu kalemden yoktu. Ankara'dan aldım ondan bi tane daha. Eskisine inat yenisiyle daha hoyratça yaşadım aşkımı ama nalet yurtta hem de ondan 20 dakika kadar ayrılmışken yine onu benden çaldılar. Yıl sonu geliyordu biraz ayrılık iyi dedim yazın aldım yenisini. Okuluma geldim güzel giden aşkımızda hiç birşey eksik değildi. İlk sınava girdik akşamına eve geldim şokkk...Kalemim, bir başka faber castell'im yine beni terketmişti. Yıkıldım orada kaldım, bir hüzünlendim, bir üzüldüm. Aradım aradım yok. Hatta çıkıp sokaklara arayasım bile geldi ama düşmesi imkansız cepten nereye gitmişti onu anlayamadım. Ev arkadaşımın verdiği bi başka kalemle sınava gittim. Yine aynı cebe koymuştum o kalemi yerini dolduramıyordu be.. Olmuyordu işte hep bişeyleri eksikti. Ertesi gün o kalemi cebimden çıkarırken bir de ne farkedeyim; CEBİM DELİK!!!!
O güzelim zalımın ışıltısı kalemim ordan montumun içine düşmüş yani montun boşluklarında dolaşıyor. Ve ben onun yerini bi başka kalemle doldururken de beni görmüş olmalı. Kimbilir oradan bana nasıl seslenmek istedi ama yapamadı kalemim. Onu kaybettiğime üzüldüm, bulunca oradan bana seslenemeyişine, sessiz sayhalarını düşündüğümde onlara da üzüldüm. Geçmesin onsuz sınavlar, olmasın onsuz noktalar, virgüller. Kalemim nolur bana küsme..
Daha yaşanacak nice sınavlar, hoyrat notlar varken bunu bana yapma!

1 Yorum Karalandı. 'Karalamak' için tıkla:

AcıbadeM dedi ki...

Ha ha ha.. :)
Kendimi gördüm resmen, benim de kalemime takıntım vardır. Ofiste bile biri gelip alıp gitse, tek tek dolanır masaları ararım.

Blog Widget by LinkWithin

Copyright © 2009 - Karalama Defterim - Tüm Hakları Saklıdır ve kartalizma_okan 'a aittir
Yazılan "bi kaç kelam" a saygı göstererek aktif bağlantı adresi vermeden kopyalama yapmayınız. Blog en iyi Google Chrome ile sonuç verir.