Putin ve Evi


Dün Dünya Gündemi'ne bir fotoğraf düş(ürülmüş)tü. Putin her zamanki o güçlü, kaslı ya da silahla olan fotoğraflarının aksine bu sefer insani ve daha sade bir görüntü çiziyordu. Hatta bazılarına göre fazla mütevazi ya da görgü sınırlarının altındaydı. Putin'in evinde hala tüplü televizyon olması bütün dünyayı şaşkına çevirmişti.

Aslında öncelikle "Yıl 2010 hala tüplü tv mi?" yerine "Yıl 2010 Rusya'da hala eve giderek mi sayım yapılıyor?" denmeli. Ülkemizin bu konuda çok daha ileri olduğunu görmek güzel.

Düne kadar biz "bizde televizyon yoktu, komşuya giderdik renksiz televizyon izlemeye. O da sadece TRT vardı" diyen bir neslin çocuklarıyız. Bugün gelinen noktada LCD - Plazma ayrımını bilmeyen pek çok vatandaşa sahibiz (ben de bunlar içindeyim) ve hatta en alt gelir seviyesinin bile (o lanet krediler sayesinde) evinde 3B televizyonlar bulunmakta.

Putin'in bu durumu siyasi görgüsüzlük olarak nitelendirilmiş bazı yerlerde. Ancak bu bir ihtiyaç meselesidir, televizyonla görgüsüzlük olacağını ben düşünmüyorum. Orta halli bir aile olarak hala daha o yeni nesil televizyonlara para bayılmıyoruz çünkü gereksiz bir harcama görüyoruz. Putin'i de bu yüzden midir bilmem ama bu konuda tebrik ediyorum. Kanımca da ona "görgüsüzlük" sıfatını takanlar Rus karşıtı medyada yer alıyorlardır.

Tabii ki Rus Toplumunu bilemeyiz ancak bizim toplum için değerlendirildiğinde bu "mütevazilik" iyi bir seçim yatırımı olabilirdi. Bizim ülkemizde standartları biraz yükselten hemen "eski" neye sahipse değiştirdiği için ve standartları yüksek olan hiç kimse bu tarz şeyleri kullanmadığından bi garip geliyor bizlere.
Bence bu bir seçim meselesidir. Görgüsüz olan Putin değildir.

TV'de Komedi

Türkiye'de "komiklik" kavramı hayatın her alanındadır ve Cem Yılmaz'ın dediği şu : "komiklik bizde ata sporudur" sözü kesinlikle doğrudur. Türk Sinema Sektörü de parayı en çok komedi filmlerinden götürmüştür. Ancak Birol Güven'in bir tespiti vardı Ali Atıf Bir'in programında. İnsanların para verip, bilet alıp sinemaya komedi filmlerine gittiğinden, internette komedi videolarını dolaştırıp izlediğinden bahsediyor ancak iş televizyona gelince izlenmiyor diyordu.

Birol Güven hep kıyıda kalmış yapımların sahibi olarak suçu topluma atıyor. Yıllar önce bir diziyle patlama yaptı onu da unutamadı ve 7 sene sonra tekrar piyasaya sürdü. "Neo-Çocuklar Duymasın" gibi bir isim koyması daha çekici kılabilirdi belki de diziyi(!) 7 sene önce güldüklerinin benzerlerine gülmesini istiyor insanların, hem de aynı tiplerden hiç sıkılmadan.

Gecenin bu vaktinde bile (03.00) izlediğim eğlenceli diziden bahsetmeyi istiyorum öncelikle, Halil İbrahim Sofrası.

TRT'de nedendir bilinmez ama dizi pek izlenilmiyor. Sadece bu diziye ısınabildim TRT'deki. Genelde hep usta oyunculardan kurulu kadroları var TRT dizilerinin ama o kanaldaki resmiyete alıştığımızdan mıdır bilinmez devam edemedim bi türlü. Bu dizi, kadrosuyla zaten pek çok diziden önde. Dizi komediden daha çok eğlence tarzında bir dizi. Diziyi tebessümle, ara ara kahkahalarla izliyorsunuz. Dizide bir naiflik var ve bu haliyle sanmıyorum ki özel kanallar onu satın alsın. Dizi "genel izleyici kitlesi"ne tamamiyle hitap ediyor ve bu dizinin yavaş yavaş parlaması muhtemel. Kesinlikle tavsiye edilecek bir dizi.

Eski yıllarda "Ekmek Teknesi" yine Halil İbrahim Sofrası ekibi tarafından hazırlanıyordu ve o da aynı naifliği barındırıyordu.

Geniş Aile'den bahsetmeye gerek yok zaten. Karikatüristlerin yazdığı bir dizi olduğu için sürekli kendini yenileyen bir dizi. O da kendini kanıtlamış ve tutmuş bir dizi.

Demek ki komedi dizileri de tutabiliyormuş ancak onların içinde aşk, erotizm, yalan dolan rüzgarı-vari şeyler çok fazla olamayacağından kalite gerektiriyor heralde.

Televizyon dünyasına sadece ekranın karşısından bakan biri olarak çok basit bir tespittir bu. Kalite her zaman hakettiğini bulur. 7 Yılda bir aynı dizi güncellemesiyle ya da kalitesiz esprilerle halkı küçümsemek ve "sinemaya gidiyorlar ama tv'de bedavaya izlemiyorlar" demek hiç de kendini savunulacak bir durum değildir.

Bu yazının amacı Birol Güven'e cevap değildi aslında, Halil İbrahim Sofrası'nın naifliği, eğlencesiydi ama Birol Güven de "talihsiz açıklama" yapınca yazı bu eksende oluştu.

Halil İbrahim Sofrası

Blog Widget by LinkWithin

Copyright © 2009 - Karalama Defterim - Tüm Hakları Saklıdır ve kartalizma_okan 'a aittir
Yazılan "bi kaç kelam" a saygı göstererek aktif bağlantı adresi vermeden kopyalama yapmayınız. Blog en iyi Google Chrome ile sonuç verir.