Yılbaşında "Zorunda" Hissetmek


Yılbaşı geliyor ya da yıl sonu mu. İlginçtir ki hep "yılbaşında napıyorsun" diye sorulur ama verilen cevaplar da hep yılbaşında yapılacak eğlencelerdendir ya da kötü durumlardan ve artık kötü ifadelerden "P.T.T"dir. Yılın başında eğlenceye devam ediyor olacağım sonrasında uyurum heralde. Alternatif bir cevaptır bir öneridir ben böyle yapıyor olmayabilirim.

İlginç bi başlangıç yaptım aslında bahsetmek istediklerim bunlar değildi ama başlıkta da belirttiğim şu "zorunluluk" yok mu beni de bu yazıyı yazmak "zorunda" bıraktı.

Yılsonu (artık yılbaşı ifadesi yerine bunu kullanmak istiyorum) geliyorsa ille bir şeyler yapmak durumu beni sonunda (sanırım ilk defa bu sene) kastı! Klişeleri sevmiyorum beni tanıyanlar, blogu okuyanlar biliyorlar ama klişe ifadeyle söylüyorum: evet bir tarih değişikliğinden öte değil. Bilmem bir hristiyan olsaydım da benim için böyle mi olurdu ama heralde o zaman tarih değişikliğinin yanında bi de bişeyleri kutluyor olmak "adet" olduğu için biraz daha fazla anlam ifade ederdi.

Gariptir yılın sonu geldiğinde bizlerin alakası olmasa da bir şeyler yapmak gibi bir zorunluluk hissediyoruz. "Ben kutlamam abi banane" tavrından yola çıkarak kimseyi eleştirmek değil amacım. Şu "zorundalık hissi" yok mu o zorluyor adamı. Bi şeyler yapasım olmadığı zamanda bi şeyler yapmaya zorlanıyor gibi hissediyorum. Gibisi fazla gibi. Nedenini tam bilmiyorum ama yıllardır böyle açıklıyorum: her yerde bir hareketlilik olduğu anda ben sıradan kalamıyorum. Yani bi şeylere "zorlanıyorum".

Bu yazıyı da bir zorunluluk hissiyatından yola çıkarak yazıyorum. Yıl sonu gelmiş, her "son"da bir şeyler toparlanır bir şeyler özetlenir ya benim de onu yapmam gerekirken ben beni "irite" eden bir durumu anlatmak ihtiyacı hissettim.

Bu "zorunluluk" duygusuna ilk defa bu sene baş kaldırıyorum ama insanlar bi şeyler yapalım dedikçe ben evdeyim gelen gelir diyorum. Ben sıradanlaştırmaya çalıştıkça olmuyor. Neyse en azından ben zorunluluğu bastırıyorum, dış etkenlerin bozması dışa olacak bir tepki doğurur içimde. Kesin bir tepki olacak değil ama içimde oluşacak bir sıkıntı ve kendi kendime vereceğim tepki sanırım başkalarını suçlamaktan daha ağır itham olacak ve kendi "iç kavgam" beni daha da zor duruma sokacak.

"Zorunluluk duygusu" ile başladığım yazımı bu duygu üzerine tartışarak noktalama çabasına girerken bu duygunun acaba bi adı var mıdır ki diye de düşünmeye başladım. Ha bu arada ben yeni yıldan bi şey dilemiyorum, yeni yıl kim ki arkadaş bi şeyler versin. Selametle.

Ben S.rim Böyle Hayatı! (Behzat Ç.)


Behzat Ç. Emrah Serbes'in romanından uyarlanan dizi bir "kült film" gibi sessiz sessiz ilerlerken geçmişte izlemediğim bazı bölüm/sahnelere denk geliyorum açıklarımı kapatırcasına izliyorum. Öyle bir sahne ki bu Nihat Sırdar dikkat çekmiş buna ve şöyle diyor bu konuya: "herifler amerika'da olsa sırf bu sahneyle ödüle boğulurdu. 4 erkeğin tartışması insanı ağlatır mı sizce?"
Dedim ki nedir? 4 erkek tartışıp da duygusallık olması? Yok artık! Muhteşem bi sahne. Oyunculuklar da muhteşem! Behzat Ç'nin merhameti anlayışı da ayrı be abi. Diziye hayranlığım gün geçtikçe artıyor. Efsane sahne'ye buyrun!


Harun'un çıldırıp Ben s.rim böyle hayatı dediği an oyunculuğunun zirvesidir. Ve meslekten atarım dedi deyip Akbaba'nın Behzat Ç.'ye sarılması da.

Ayarsız Zaytung Komik Değildir!


Zaytung.com sitesini bilmeyenlerin sayısı her geçen gün azalıyor. Zaytung komik haberler yapan, gündemi alaycı bir dille ele alan ve genellikle klişe gazeteceliğe gönderme yapan bir site. Ciddiye alınmaması gerektiğini söylemeden bilmeyenlere tavsiye etmemeli.
Kullanıcıların da haber, girdi gönderebildiği sitede onaylanmadan espriler yayınlanmıyor ve hani "belki yayınlanır" diyerek de gönderdiğim sıradan hiç bir esprim yayınlanmadı sitede. Onay sistemi çok ciddi işliyor ve gerçekten komik haberler yayınlanıyor.

Ancak Zaytung'un son yayınladığı ya da onayladığı bu haber bana çok da komik gelmedi: Son 10 Yılda Münir Özkul'un Vefatıyla İlgili 20'den Fazla VTR Hazırlayan Televizyoncunun Sabırlı Bekleyişi Sürüyor

Şakanın ya da komik haberin de bir sınırı olmalı! Zaytung bu haberi bir an evvel geri çekmeli. Bir insanın hastalığıyla dalga geçmekten öte bir şey değildir. Ve ağır bir hastalığıyla dalga geçemektir bu!
Severek takip ettiğim zaytung'tan bunu beklemezdim!

Blog Widget by LinkWithin

Copyright © 2009 - Karalama Defterim - Tüm Hakları Saklıdır ve kartalizma_okan 'a aittir
Yazılan "bi kaç kelam" a saygı göstererek aktif bağlantı adresi vermeden kopyalama yapmayınız. Blog en iyi Google Chrome ile sonuç verir.