Karl Marx da Sever!


2011 yılının ilk yazısı çağımızın vebası (!) mı demeliyim bilmem ama güzel bişey olduğuna inancımı hiç bir zaman yitirmediğim ve "feysbuk" gençliği her ne kadar "şimdikiler yalan" modunda takılsa da bence bugün de Karl Marx'ınki kadar gerçek olduğunu düşündüğüm aşk üzerine. Gündem bu kadar yoğunken ben nelerle uğraşıyorum ama zaten gündem hiç durulmaz ve bu ara gündemden uzak kalmak gerekli.

Karl Marx'ın aşkı demişken, kendisinin mektubunda da dediği gibi "proleteryaya aşk değil!" sevdiğine aşk.
Bir siyaset bilimi öğrencisi olarak hiç düşünmezdim bir ideologun, böyle bir ideologun böyle bir aşkı olsun. Aslında onların da insan olduğu ihtimalini gözardı ediyoruz bazen sorun ordan geliyor. Öylesine güzel bir aşk ifade etmiş ki "Marksist olasım geldi" diyesim var. Tabii ki o kadar kolay değil mektubun derinliğini anlayınız diyedir bu mübalağam. Ben daha fazla sözü uzatmadan kürsüyü kendisinin mektubuna bırakıyorum. İsmail Kılıçarslan okumuş yine.



yürekten sevdiğim,

sana gene yazıyorum çünkü yalnızım ve çünkü kafamın içinde seninle konuşurken senin bunu bilmiyor, ya da bana karşılık veremiyor olmana katlanamıyorum.

kısa süreli ayrılıklar iyi oluyor, çünkü hep bir arada olununca her şey hiç ayırt edilemeyecek kadar birbirine benzemeye başlıyor. yan yana durduklarında kuleler bile cüceleşirken, alelade ve ufak tefek şeyler yakından bakınca kocamanlaşır. küçük tedirginlikler onlara yol açan nesneler göz önünden kaldırıldığında yok olabilir. yan yanalık dolayısıyla sıradanlaşan tutkularsa mesafenin büyüsüyle yeniden büyüyüp doğal boyutlarına dönerler. aşkım da öyle. zamanın aşkımı tıpkı güneş ve yağmurun bitkileri büyüttüğü gibi büyütmüş olduğunu anlamam için senin bir an, sırf rüyada bile olsa, benden koparılman yetiyor. senden ayrılır ayrılmaz sana olan aşkım bütün gerçekliğiyle kendini gösteriyor: o, ruhumun bütün enerjisiyle yüreğimin bütün kişiliğini bir araya getiren bir dev. böylece yeniden insan olduğumu hissediyorum çünkü içim tutkuyla doluyor. araştırma ve çağdaş eğitimin bizi kucağına attığı belirsizlikler ve bütün nesnel ve öznel izlenimlerimizde kusur bulmaya iten kuşkuculuk bizi küçük, zayıf ve mızmız kılıyor. ama aşk -feurbachvari insana aşk değil, metabolizmaya aşk değil, proletaryaya aşk değil- sevdiğine aşk, yani sana aşk, insanı yeniden insanlaştırıyor...

dünyada çok dişi var, kimileri de çok güzel. ama ben, her bir hattı, hatta her bir kırışığı bana hayatımın en büyük ve en tatlı anılarını hatırlatan bir yüzü bir daha nerede bulabilirim? senin tatlı çehrende sonu gelmez acılarımı, yeri doldurulmaz kayıplarımı bile okuyabilir ve senin tatlı yüzünü öptüğümde acıyı öperim.

hoşça kal canım. seni ve çocukları binlerce kere öperim.
senin, karl
manchester, 21 haziran, 1865


şurası yok mu, kesinlikle muhteşem:
ama aşk -feurbachvari insana aşk değil, metabolizmaya aşk değil, proletaryaya aşk değil- sevdiğine aşk, yani sana aşk, insanı yeniden insanlaştırıyor...

Blog Widget by LinkWithin

Copyright © 2009 - Karalama Defterim - Tüm Hakları Saklıdır ve kartalizma_okan 'a aittir
Yazılan "bi kaç kelam" a saygı göstererek aktif bağlantı adresi vermeden kopyalama yapmayınız. Blog en iyi Google Chrome ile sonuç verir.