Öncelikle bu yazı biraz uzun olabilir. Dünya'nın geri kalanıyla ve "dünya siyaseti" ile alakası olmayanları daha günlük bölümlerimiz var oraya alıyoruz. (Buyrun: Çocukları pistten alalım) Benim "giriş konuşmam" da uzayabilir onun için de son paragrafa alıyoruz orda arkadaşlar size yol gösterecek aşağıya inelim.

Dünya'nın dört bir tarafında isyanlar var, bir hareketlilik var ama bu ülke ve bizim neslimiz hep içerdeki kısır tartışmaların içinde nehrin akıntısına kaptırmış gidiyor. Yok alkol sınırı, yok dekolte/tecavüz ilişkisi kuran profesör ya da ne bileyim en fazla iktidar-muhalefet cevaplaşması. Siyaset anlayışımız da bu kadarla kalıyor. İmam-cemaat ilişkisi. Liderler tartışıyor, "taraftarları" onların söylemlerini günlük hayatlarına taşıyor. Benim gibi bir grup da çıkıp kendini onlardan soyutlayıp onları eleştiriyor. (Özeleştiri). Yani soranlara "hayat işte" diyebiliriz.

İnternet bağlamında gündemi twitter'dan takip edebilirsiniz, facebook'ta gündeme dair yazı/yorum çok paylaşılmıyor. Ama twitter'da da bir konu takıldı mı kimse onun dışına çıkamıyor sosyal medyaya kısılıp kalmanın da bu tehlikesi olabilir. Günlerdir Prof.Dr.Orhan Çeken'in "dekolte tahrik unsuru" cinsinden açıklaması konuşuluyor. Adamın yorumu bu günlerce bunu tartışmanın anlamı ne? Adama ben de katılmıyorum da kişilerle uğraşmakten geçmeliyiz artık.

***

("Giriş konuşmasını" atlayanlar burdan başlayabilir)


Kafayı sudan bi çıkaralım diyeceğim de şimdi paylaşacağım yazı aslında sulardan bahsediyor. Neyse sularda olsak da kafamız dışarda yüzelim, kafamız sudayken gözümüzü açmamız kolay değil, deniz tuzlu, nehir bulanık!

Akdeniz karışıyor, savaş gemileri, gelenler gidenler. Uzak diyarlardan gemilerini buraya sürenler. Bazı kahinler geçtiğimiz (2010) Kasım'da savaş olacağını öngörüyorlardı ama korkulan olmadı. Bu süreç her geçen gün yaklaşıyor. Tabii ki kahinlere güvenecek değiliz, "fala inanma falsız da kalma" düşüncesinden ziyade bazı yorumların da bunlarla örtüşmesi üzerine bu korku belirdi. Dünya'daki dizayn da sanıyorum ki bu savaşa giden adımlar. Bazı yorumculara göre ülkemiz adına "zaman lehimize işliyor". Aksini pek duymadım ki Allah göstermesin tüm dünyanın içinde olduğu fiili bir savaş daha. "Fiili" diyorum çünkü zaten psikolojik, yoğuşmalı (asimetrik) bir savaşın içindeyiz.

Benim yorumum uzadı şimdi İbrahim Karagül'ün verdiği bilgilere bakalım;

Akdeniz'de müthiş kapışma!
İsrail'den Ortadoğu'yu karıştıran iddia! Olay Türkiye ve dünyada genelde bu başlıkla verildi. Yeni bir şey gibi... Haberin kaynağı İsrail olunca, üstelik Dışişleri Bakanı Avigdor Liberman'ın tehditkar, provokatif sözleriyle pazarlanınca algılanması başka oluyor. Yeni bir durum, yeni bir tehdit, yeni bir çatışma riski İsrail üzerinden sunuluyor.

Olay şu: İki İran savaş gemisi Süveyş Kanalı'nı geçip Akdeniz'e girmek istiyor. Olayın kendisi gerçekten çok ciddi. Günlerdir büyük değişim dalgasının aynı zamanda tehditler, çatışma riskleri taşıdığından dem vuran, sadece Mısır'daki durumun yeni bir Süveyş Krizi'ne neden olabileceğine inanan hatta bu yönde bir askeri hareketliliğin varolduğunu gören bir kişi olarak ilgi, heyecan ve biraz da kaygıyla izlediğim "yepyeni" gelişmeleri barındıran bir durum var ortada.

Ama olay yeni değil ve sadece bu kadar değil. İran savaş gemilerinin Akdeniz'e yönelmesini Ocak ortalarından beri izliyoruz. Sadece İran gemileri değil, bir süre önce Çin savaş gemileri de bu bölgeye geldi. Akdeniz merkezli müthiş bir güç gösterisine tanık oluyoruz bir süredir.

ABD, Fransız savaş gemileri, uçak gemileri Süveyş'ten geçip Basra Körfezi'ne yönelirken, İsrail ve Yunanistan Girit açıklarında füzelerin de kullanıldığı askeri tatbikatlar yaparken, yine İsrail ve Balkan ülkeleri arasında askeri anlaşmalar imzalanırken, Akdeniz merkezli enerji pazarı yeni ittifaklara şekil verirken, Akdeniz ve Balkanlar'da "Türkiye karşıtı cephe" inşa edilirken başka güçlerin de bölgede inanılmaz bir askeri hareketlilik, güç gösterisi içinde olduğunu izliyorduk.

Ortadoğu'nun çok derin sarsıntılar yaşadığı, büyük dalganın yaklaşmakta olduğu ve kontrol altına alınması için bazı güçlerin agresif girişimler içinde olduğu bir dönemde Akdeniz merkezli askeri hareketlilik gerçekten yeni durumlar oluşturuyor. Böyle devam ederse ciddi güç kaymalarına tanık olacağız. Ama bu, sadece İsrail kaynaklı son açıklama kadar değil ve şimdi başlamadı.

Özellikle Almanya ve Fransa'nın İsrail'le birlikte yürüttüğü Türkiye karşıtı operasyonları maalesef Türkiye'de pek yankı bulamadı. Ama önümüzdeki günlerde bunu derinden hissedeceğiz ve gündemimizi çok meşgul edecek. Bu ülkeler, Yunanistan ve Rum Kesimi ile birlikte yeni ortaklıklar inşa ediyor, ortak bakanlar kurulları topluyor, Angela Merkel ne yaparsa Nicolas Sarkozy aynısını yapıyor. Bütün bunların hepsinin ortak özelliğinin Türkiye'yi rahatsız edecek nitelikte olması bir tesadüf olmasa gerek.

Mısır yönetimi, son zamanlarda Batı'yı rahatsız edecek birtakım girişimlere imza atmıştı. Çin'le askeri yakınlaşma gibi. Türkiye'nin Akdeniz ve ötesine taşınan deniz gücü gibi, Çin ve İran'da aynı bölgelerde kendi varlıklarını hissettiriyor. İsrail, ABD ve Avrupa ülkelerinin "arka bahçe" olarak gördüğü bölgelerde yeni aktörler öne çıkıyor ve hızla etkinliğini artırıyor. Bu da Akdeniz'i farklı bir oyun sahasına dönüştürüyor.

İran savaş gemileri bölgeye yöneldiği günlerde bir açıklama yapıldı: Gemilerin İsrail karasularına yakın bir yere doğru ilerleyeceği, donanmanın Akdeniz'de tatbikat yapacağı duyuruldu. 1979'dan bu yana ilk kez İran savaş gemileri bölgeye geliyor. Akdeniz'e gelebilir mi? Bilmiyoruz. Mısır'ın baskılar üzerine geçişi engellediği iddia ediliyor. Ancak Mısır'la savaş hali olmayan ülke gemileri için bir sınırlama yok. ABD yönetimi, durumu dikkatle izlediğini açıkladı. Garip bir şekilde, aynı günlerde USS Enterprise uçak gemisi de önceki gün Suveyş'ten geçip Basra Körfezi'ne yöneldi.

Çin hava kuvvetlerinin Türkiye'de askeri tatbikat yapması da aynı şekilde yeni bir durumdu. Çin savaş gemilerinin aynı bölgeye gelmesi de öyle. Türkiye, İran, Mısır gibi ülkelerin, özellikle İsrail'in ağırlığını azaltır biçimde askeri varlıklarını güçlendirmeleri elbette dikkatle izleniyor.

Ortadoğu'da bütün müttefiklerini kaybeden ve kaybetmek üzere olan, bu yüzden de Almanya ve Fransa ile Balkan ülkelerine yakınlaşmaya çalışan İsrail, belki kurulduğundan bu yana ilk kez savunma pozisyonuna geçiyor. Bu da yeni bir durum.

Bağlantılı başka gelişmeler de var. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah savaşçılarına şu çağrıyı yaptı: "Lübnan'a yönelik yeni bir saldırı olursa, sizden Galile'yi özgürleştirmenizi isteyeceğiz. Buna hazır olun.."

İsrail ise, İran ve Hizbullah'a "bizi test etmeyin" uyarısı gönderdi. Savunma Bakanı Ehud Barak, "İsrail ordusunun Lübnan sınırını geçebileceğini, Hizbullah'la yeni bir çatışmaya girebileceğini" açıkladı. Haaretz gazetesi, "İsrail ordusundan Lübnan'a girmesinin istenebileceğini" yazdı. Bunlara, İran ile Lübnan arasında enerji anlaşmalarından sonra askeri anlaşmaların görüşüldüğü gerçeğiyle birlikte bakalım.

Akdeniz'de gerçekten sıcak gelişmeler oluyor. Bu sefer İsrail ve Batılı müttefikleri değil karşıt aktörler gövde gösterisi yapıyor. "Arka bahçe"nin mimarları tedirgin, ellerinin nasıl zayıfladığını görüyor bu yüzden de büyük dalgayı yönetme gibi son fırsatı en elverişli şekilde kullanmaya çalışıyor. Arka bahçe yanıyor ve bu yangın onları da sarabilir.

Sadece diktatörlerin devrilmesine değil; sonrasında nasıl bir düzen istendiğine, ne tür pazarlıkların yapıldığına, yeni aktörlerin manevralarına, yeni Ortadoğu'yu kimlerin nasıl şekillendirdiğine, sarsılmaz güce sahip olanların nasıl çaresiz kaldığına kafa yormak, yeni durumları iyi algılamak lazım.

İki İran gemisinin Süveyş'e gelmesini bu karmaşık güç çatışmasından soyutlayıp, İsrail'in kaygıları üzerinden pazarlamak bizi kör edebilir...


Son paragrafı koyulttum önemli gördüm. Bu bir dünya mücadelesi anlamını çıkardım son paragraftan. Akdeniz'de bunlar var. Bizden ayrılabilirsiniz konuyla ilgili olunuz efenim. Sondan bir önceki paragrafı da unutmayalım.

0 Yorum Karalandı. 'Karalamak' için tıkla:

Blog Widget by LinkWithin

Copyright © 2009 - Karalama Defterim - Tüm Hakları Saklıdır ve kartalizma_okan 'a aittir
Yazılan "bi kaç kelam" a saygı göstererek aktif bağlantı adresi vermeden kopyalama yapmayınız. Blog en iyi Google Chrome ile sonuç verir.